Bazen farklı salonlarda yapılan etkinlikler aslında aynı hikâyeyi anlatır.
Son dönemde katıldığım; KalDer’in “Kırılma Noktası” başlığındaki Kalite ve Başarı Sempozyumu, Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı ve BUÜ Uludağ Yapı Topluluğu’nun “Geleceğimin İnşası” etkinliğinde hissettiğim tam olarak buydu.Her etkinliğin ana konusu farklıydı, katılımcıları farklıydı, gündemleri farklıydı. Ama satır aralarında aynı mesaj vardı : Kimse artık dünün şartlarıyla yarını kuramayacağını biliyor.
KalDer’in etkinliğinde değişim konuşuldu. İş dünyasının içinden gelen insanlar, belirsizliklerin arttığı bir dönemde ayakta kalmanın yollarını tartıştı. Salonda dikkatimi çeken şey, artık kimsenin değişimin gelip geçici olduğuna inanmamasıydı. Herkes dönüşümün kaçınılmaz olduğunu kabul etmiş görünüyordu.
Rising City’de ise işin sahadaki karşılığını gördük. Bursa’nın üretim gücünü yıllardır biliyoruz. Ancak artık sadece üreten değil, yaşam kalitesi sunan, yatırım çeken ve geleceği planlayan bir şehir olma hedefi daha yüksek sesle konuşuluyor. Fuar alanında gezerken insanların sadece projeleri değil, vizyonu konuştuğunu fark ettim. Bu önemliydi.
Bursa Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencilerinin oluşumu olan Uludağ Yapı Topluluğu’nun (UYAP) “Geleceğimin İnşası” etkinliğinde ise geleceğin şehirlerini inşa edecek gençlerin heyecanını görmek güzeldi. Mühendis adaylarının özellikle deprem güvenliği, teknoloji ve sürdürülebilirlik konularında ortaya koydukları hassasiyet bana umut verdi. Çünkü bazen sektörün geleceğini rakamlarda değil, insanların gözlerindeki heyecanda görürsünüz.
Üç etkinlikten sonra aklımda kalan şey ne yeni bir proje oldu ne de ekonomik bir veri.
Daha çok bir duygu kaldı. Bursa değişiyor. Ama bu değişim sadece binalarda, yollarda veya projelerde yaşanmıyor. İnsanların düşünce biçiminde de bir değişim var. Daha fazla sorgulayan, daha fazla planlayan ve geleceği daha fazla konuşan bir yaklaşım dikkat çekiyor.
Elbette önümüzde çözülmesi gereken sorunlar var. Ekonomik koşullar, maliyet baskıları, finansmana erişim ve daha birçok başlık sektörün gündeminde olmaya devam edecek. Ancak gördüğüm kadarıyla Bursa’nın en önemli avantajı hâlâ insan kaynağı, girişimcilik ruhu ve birlikte hareket edebilme kültürü.
Belki de bütün bu etkinliklerin bana hatırlattığı en önemli şey buydu: Gelecek, tek başına büyük projelerle değil, ortak akılla kurulacak. Ve Bursa’nın bu konuda önemli bir birikimi var.
YAZI LİNKİ: Konutveyapi.com






